LostTurk.Com ziyaretçilerinden biri adada!
Eğer Lostturk.Com ziyaretçilerinden biri Oceanic 815′le adaya düşmüş olsaydı ne olurdu? Adada nasıl davranır, neler yapardı? Adaya düşen diğer arkadaşlarıyla arası nasıl olurdu?
Lostturk.Com, 6 ayda yapılmış 10 anket ve 20bin oyu değerlendirip bu eğlenceli yazıyı Lostturk.com ziyaretçileri için yazdı…
Not: Bu yazı anketlerdeki oyların çoğunluğunun gösterdiği sonuçlar değerlendirilerek yazılmıştır. Bay ve bayan 2 karakter ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
[Türk Karakterimizin Adaya Gelişi] -erkek ve bayan karakter için bu bölüm aynı.
Avustralya’da iş ve biraz da tatil amacıyla bulunuyordu… Ailesi Türkiye’de onu çok özlemişti o da ailesini fakat; Türkiye’ye dönmeden New York’ta yaşayan ve kocasıyla sorunları olan kız kardeşini ziyaret etmeyi kafasına koymuştu… Havaalanına bizzat gitti. Önce THY’nin önünde bir süre bekledi, düşündü… Kararsız olsada, az ilerdeki Oceanic Airlines’a giderek ilk New York uçağının ne zaman olduğunu sordu. 45 dk içerisinde Avustralya New York seferini yapacak 815 numaralı Oceanic’in kalkacağını öğrendi.
1. sınıf bir bilet aldı. Hemen uçağa ilerledi. Uçağın ön tarafındaki 23c koltuğuna oturdu. Eşini ve çocuğunu düşünüyor, sonra kız kardeşimi görüp hemen dönerim diye düşündü. İçinde bulunduğu gerginlikten çıkıp etrafındaki insanları süzmeye başladı. Şişman bir Amerikalı gözüne çarptı. Yanında oturanın bir doktor olduğunu düşündü. Uçak kalktıktan bir müddet sonra Avustralya açıklarında bir şeyler ters gitmeye başlamıştıki sarsıntılar başladı. Neler olduğunu anlayana kadar kendini okyanusta buldu. Sırılsıklamdı. Ölüp ölmediğinin farkına varamamıştı, biraz önce uçaktaydı şimdiyse okyanusta yüzüyordu. Sağ bacağı biraz acıyordu. Suyun içine kafasını sokup çıkarttı ve ilerde olanları izlemeye başladı. Herkes bağırıyordu, bir sürü kişi yaralanmıştı. Uçağın düştüğünü anladı. Karaya doğru yüzüp çıktı. Hamile bir bayan gözüne çarptı. Takım elbiseli herkesin yardımına koşmaya çalışan bir adam ve kısa sarı saçlı, kısa boylu bir çocuk…
Karaya çıkar çıkmaz kıyafetlerini sıktı ve hemen ilk yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğü kişinin yanına gitti. 26 yaşını yeni bitirmişti şu yaşadıklarının hayatını zorlayacağını anlamıştı…
[Adada 1.sezon] -erkek karakter için.
Artık adada herkesle tanışmış, buradan kurtulmak için hep beraber bir şeyler yapmaya başlamışlardı. Adada çok garip şeyler oluyordu. Etrafındaki her insanın garip olduğunu düşünüyor ve burada bulunmasının bir nedeni olduğunu düşünüyordu. Demek ki kendisi de garip bir kişilikti ki adaya düşmüştü. Neyinin garip olduğuna takmıştı… Sawyer’la girdiği diyaloglar sırasında kendisine “Barbar” diye hitap etmesinden dolayı ona karşı gıcık kapmıştı. Jack’in yaptıklarını benimsiyor fakat bencil olduğunu düşünüyordu. Locke’un adada gerçek bir lider olabileceğini düşünüyordu fakat oda tahtalarından bir kaçını kırdı diye düşünüyordu. Mühendis olması sayesinde basit makineler ve yapılar yapabiliyordu. Adada sevilen, herkesin sorunlarıyla ilgilenen 2. planda kalmış gibi görünsede ilerleyen bölümlerde kendine hayran bırakacak bir karakterdi.
[Adada 1.sezon] -bayan karakter için.
Adada bacağındaki ağrıyı geçiren Jack’e güveni sonsuzdu. Dediklerine takati sonsuzdu fakat biraz fazla bencil olduğunu düşünüyordu. Başkalarının fikirlerini değerlendirmeyi denemeliydi. Micheal kendisine karşı çok iyi davranıyordu ama ona bir türlü ısınamamıştı. En iyi Charlie ve Claire’le anlaşıyordu. Doğum sırasındada Claire’in yanında olarak, Claire’in güvenini kazanmıştı. Sawyer’la diyaloglara girmekten kaçınsada onun taktığı lakaplardan kaçamamış kendisine “Hürrem” diye seslenmişti. Sayid’in Sawyer’a yaptıklarını tasvip etmesede Sayid’in iyi bir insan olduğunu düşünüyordu. Adada genel olarak bayanların sorunlarıyla ilgileniyor onalra yardımcı oluyor ve herkes tarafından seviliyordu. İlerleyen bölümlerde bir karakterle yaşayacağı aşkla daha çok konuşulan bir karakter olacaktı…
[Adada 2. sezon] -erkek karakter için.
Adada yaşanan ölümler onu ne kadar tedirgin etsede, korkmuyordu ve arkadaşlarının yaptıklarını izleyip daha mantıklı yapılabilecek şeyleri düşünüyordu. Kate’le aralarında değişik bir elektriklenme olmuştu ama; karakterimiz insanlara karşı soğuk ve suskun bir yapıda olduğu için bir ilişki söz konusu değildi. Artık adada sözü geçen Sayid, Jack ve Locke gibi olmuştu. İyi niyeti onun lider konumuna gelmesi için yetmişti.
[Adada 2. sezon] -bayan karakter için.
Jack’in Kate’e karşı olan zaaflarını görüyor fakat onu düşünmekten kendini alamıyordu. Ailesinin onun için ne kadar üzüldüğünü düşündükçe üzülüyordu. Bu üzgün anlarında hep Jack yanında bitiveriyordu. Onu rahatlatıyor sonra gidiyordu. Sayid’in Shannon’la, Charlie’nin Claire’le olan ilişkisi onu aşka itiyordu. Micheal’dan nefret ediyor onu herhangi bir zamanda herhangi bir şekilde öldürmek istiyordu.
[Adada 3. sezon] -erkek karakter için.
Ben’i öldürmeye kalkışsada her seferinde bir şekilde cayıyordu, ya da birileri tarafından durduruluyordu. Jack’le hem Kate yüzünden hemde kararları hep kendisi almasından dolayı araları açılıyordu. Bu süre içinde Sayid ve Sawyer’la yakınlaşmıştı. Hurley Desmond ve Charlie 3′lüsüne 4. olarak bizim karakterimiz eklenmişti. Hatta onlara “kanka” lafını öğretmiş Hurley “dude” lafını bırakıp bu 3 kişiye “kanka” diye hitap etmeye başlamıştı… :p
[Adada 3. sezon] -bayan karakter için.
Ben’den nefret ediyor, Jack’e olan duygularını saklayamıyordu. Bazı hareketlerinden dolayı Sawyer’dan da etkilenmişti aslında. Adada gittikçe karışıyor ne yapacağını bilmiyordu. Bir bölümde Sawyer’la fazla yakınlaşmasından sonra kendini frenlemişti. Hurley’le çok iyi anlaşıyor birlikte sürekli vakit geçiriyordu. Ona Libby ile ilgili ilişkilerinde taktikler veriyordu. Adadan önceki hayatıyla ilgili bilgileri dinlemekten zevk alıyordu..
[Adada 4. sezon] -bay ve bayan karakter için.
Kendi isteğiyle adada kalmayı seçmiş ve Oceanic 6′dan biri olmamıştı. Bir gün annesini babasını göreceğinden emindi, ama ne zaman olacağını tahmin edemiyordu…
Bu Yazıya Oy Verin:


30 Mayıs, Cuma - 04.45 (tsi)
15 Haziran, Pazar - 22.45
4 Haziran, Çarşamba - 21.00
(79 oy verilmiş, ortalama: 4.04 bölü 5)
Mayıs 19th, 2008 at 8:02 pm
yha şimdi lostda türk karaktermi var varsa kimm yoksa nden türk karakterlerimizn adaya gelişi diyosunuz çatlatıyosunuz adama anlatın bi şunu yhaaa madem adada türk var nie tüm forumlarda LOst da türk olsun die bas bas baırıolar !!!!!
Mayıs 20th, 2008 at 10:21 am
ben bu diziyi foton kuşağını okuduktan sonra daha ii anlamaya başladım
——————————————————————————–
Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA’ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA’ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra’ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA’ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya’da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya’da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.
Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.
Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya’mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:
1. gün: 21 Aralık 2012′de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş’in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Kısaca, foton kuşağı dünya’daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.
Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene’nin “Galaktik İnsan” kitabını tavsiye edebiliriz.
sizde okuyun bana yazın bekliyorum
**
Mayıs 20th, 2008 at 10:22 am
sizlerde bu foton kuşağını okuduktan sonra haa evet diyeceksiniz
Mayıs 20th, 2008 at 11:48 am
Hayır DouKan daha önce girip farKettiysen bu sitede bir anKet vardı eğer sizde adada oLSaydınız nasıL davranırdınız diye ve onun gibi peK çoK anKet daha… BizLer de cevapLadıK tabii. LostturK.com da bizim verdiğimiz sonuçLArdan yoLA çıKaraK bu yazıyı KendiLeri yazmı$Lar anLayacağın bizim için yazıLmı$ bir Kurmaca…Dizide türK oLmasıyLa aLaKası yoK.) Bence sen yazıyı oKumadan direK ba$Lığa baKıp yorum yapmı$sın(: bir oKu derim gayet de güzeL oLmu$xD
*Kısa boyLu sarı$ın çocuğumuz CharLie mixD
*erKeK KaraKter daha güzeL oLmu$ bence(: KAdın KaraKter de de biraz Kate’LiK görmedim değiLxD
*KanKa haaxD
vaLLa güzeL oLmu$ eLLerinize sağLıK…(:
Mayıs 20th, 2008 at 5:37 pm
töh bea knqa lafına çok da inanmıştım ben
hurley knka FLn dese tm süper olr 
Mayıs 20th, 2008 at 5:39 pm
roşkan06
hiç bişi annamadım ne annatmaya çlıştın kısaca
Mayıs 22nd, 2008 at 8:35 pm
bencede bayan karakterden kate kokuları gelio,,ama benjaminime nie öle kötü davranıolar yaaa
Mayıs 23rd, 2008 at 12:03 am
sonuçta acayip deli bir ajan benjamin abi..demi? (:
Güzel olmuş bu kurmaca.Olsaydı keşke bir turk dizide.
Mayıs 25th, 2008 at 10:37 am
roşkan06
foton kuşağını ilk defa duydum çok şaşırdım nasıl yani bu gerçek mi haha süper bir şey ya 4 yıl sonra olabilecekler gerçekten ilginç teşekkür ederim bilgi için
Mayıs 29th, 2008 at 11:34 pm
Bence adada bir türk olsaydı çok komik ve güzel enstanteneler olurdu. Mesela Adı Muzaffer olsun bizim elemanın.
O uçakta olma sebebi Avustralyada işçi olarak çalışıyor olması ve yaz tatili için aktarma ile türkiyeye uçacak olması idi.
Uçak kaza yaptığında sahile düşen kısımdan kurtulan yolcular arasındaydı karakterimiz ve 30-35 yaş civarında kara yağızlı ve bıyıklıydı.
Kaza sonrasında valizini aradığında içerisinden Türkiyedekilere sanki burda yokmuş gibi aldığı çikolatalar, yeğenelri,ne aldığı uzaktan kumandalı arabalr, 52 destesi, 2 karton sigara ve eşyaları ile çizgili pijaması çıkmıştı. Hatta çizgili pijamayı sawyer bi şekilde ele geçirmiş ve zulasına saklamıştı.
Adada ilk anlaştığı kişi sayid olmuştu çünkü kendiyle birlikte domuz yemeyen tek adam oydu. Sayid ile birlikte adada cuma namazı kılmışlardı.
Ufak tefek sıyrıklarını Jack’ e göstermeye giderken eski bir alışkanlık olduğu için iç çamaşırlarını değiştirmişti.
Adada hoşuna giden ve kesmeye başaldığı ilk kız sanılanın aksine kate değil shanon dı malum sarışın olması sebebi ile. Zaten iki arkadaşın ( sayid ile muzafferin) arasını da bu olay bozmaya başlamıştı.
Clarie e kanı ısınmamıştı ve babasız çocuk dünyaya getireceği için ona soğuk davranıyor ve ayıplıyordu. Hatta ethan a kaçırması için yardım bile etmişti.
Adada tavlada Lock ı yenebilen tek kişi muzafferdi ve Hugo ile birlikte yontukları agaçalrdan okey takımı yapmış ve oynamaya başlamışlardı.
Hugonun yaptığı golf sahasında futbol oynamak için adadaki erkelerin kanına girmesi çok zor olmamıştı.
Fenerbahçe galatasaray maçını saidin düzelttiği telsizle dinleme imkanı bulmuş ve adadaki en mutlu anını takımının maçı kaznamasıyla yaşamıştı.
Ambar bulunduğunda oda 108 saniyede bir hiç sormadan basmaya başlamıştı ancak ambarda o nöbet tutarken ankaralı namık çalıyordu
Flahbacklere dönüldüğünde kesinlikle bir düğün hatırası ve düğünde oynarkenki hali gözünün önüne geliyordu.
Denize kimsenin olmadığı kısımdan boxer ile girip çıkıyordu.
Charlie ye bazen bağlama çalarak eşlik ediyordu.
Ormanda Lock ile avlanırken canavar karşılarına çıktığında Fatiha ve İhlas surelerini okuyışu dizinin önemli enstantaneleri arasına giriyordu.
Aklınıza gelen varsa siz devam edin
Mayıs 30th, 2008 at 2:26 pm
kapuska26 gülmekten öldürdün beni
Mayıs 30th, 2008 at 7:44 pm
Görevimiz bu beğendiğine gerçekten çoks evindim. İşteyken aklıma geldi benimde
Mayıs 31st, 2008 at 10:55 pm
Hikaye güzel fakat sydney’den New york’a demişşiniz oceanic los angeles’e gidiyordu..:D
Haziran 3rd, 2008 at 11:11 am
türkçe biliyomusun?diyen benjaminle karakterlerimiz iyi anlaşır!
Haziran 3rd, 2008 at 3:16 pm
ellerinize sağlık güzel olmuş.. ama Kapuska26 nın da hakkını yemeyelim turkversion2 güzel uyarlamış o da.. sayid le cuma namazına gitme kısmı güzel özellikle..=P devamını bekleriz..
Haziran 5th, 2008 at 12:49 am
ahahaha kapuska bir numarasın..!! benjaminin türkce bildini sanmam sadece bi kac kelime bnje.
Haziran 9th, 2008 at 5:01 pm
Arkadaşlar forumda yazdığım yorumun devamı ve geliştirilemsini sağlayan bir konu açtım ilgilenenelere ve yazıyı beğenenlere tavsiye ederim… http://lostturk.com/forum/topic.php?id=814&replies=87